Dolgu & Botox
Dolgu Nedir?
Dolgu, genellikle yüz bölgesine uygulanan ve küçük bir enjeksiyondan ibaret olan basit ve etkili bir estetik uygulamadır. Yüz gerdirme gibi ciddi operasyonlara ve cerrahi girişimlere gerek kalmadan ciltte sarkıklıkların ve kırışıklıkların bulunduğu alanların gerginleşmesini sağlayan bu işlem pek çok farklı bölge için tercih edilebilir. Yara izi, dikiş gibi invaziv uygulamalara gerek kalmadan yapılan dermal dolgular çizgi ve kırışıklıkların içerisini doldurmada, aynı zamanda dudak ve yanak gibi yüz kısımlarının dolgunlaştırılmasında oldukça etkilidir.Cilt altına enjeksiyon yoluyla yerleştirilen dolgu, kalıcı bir işlem değildir ve 4 ay ile 1 yıl aralığında yavaş yavaş kaybolur. Kalıcı bir müdahale olmaması dermal dolguların çoğu kişi için tercih sebebi haline gelmesinin başlıca nedenidir.
Dolgu Neden Yapılır?
Dolgu, cilt gençleştirme ve ciltte küçük çaplı şekil değişiklikleri yapma gibi amaçlarla sıklıkla yapılan basit bir uygulamadır. Yüz dolgunlaştırma, burun ve çene gibi yüz bölümlerine küçük şekil dokunuşları yapma, elmacık kemikleri ve yanakları belirginleştirme, kırışıklıkları doldurma ve alın, kaz ayağı gibi bölgelerdeki kırışıklıkları yok etme için dolgu işlemi tercih edilebilir. Ayrıca kafa yapısına göre geride kalan çenenin doldurularak büyütülmesi, dudakların dolgunlaştırılması gibi işlemler içinde dolgu, oldukça uygun ve zararsız bir uygulamadır.
Dolgu Nasıl Yapılır?
Yüz dolguları, diğer birçok estetik operasyona ve cilt gençleştirme işlemine oranla zaman ve maliyet yönünden avantaj sağlayan kolay ve hızlı bir uygulamadır. Cilt gerdirme operasyonları gibi ciddi girişimlere oranla çok daha zararsız, daha az invaziv ve geçici olması nedeniyle fikir değişikliklerinde geri döndürülebilecek bir uygulamadır. Dolgu yaptırmak isteyen bireyler öncelikle işlemi yapacak olan uzman hekimin muayenesinden geçer ve dolgu işlemi için uygun olup olmadıkları yönünden değerlendirilir. Ardından dolgunun yapılmasına karar verilmesi halinde işlemden önce uygulama bölgesine lokal anestezi uygulanır. Bu sayede enjeksiyon işlemi esnasında herhangi bir ağrı veya rahatsızlık hissedilmez. İşlemin uygulandığı bölge ve dolgunun büyüklüğüne göre değişse de çoğu dolgu uygulaması yarım saatten daha kısa bir süre içerisinde tamamlanır. Anestezik maddenin etki etmesi beklendikten sonra uygulama bölgesine dolgu maddesi, enjeksiyon yoluyla yerleştirilir ve uygulama bitirilir.
İşlemden sonra anestezik maddenin etkisinin ortadan kalkmasıyla uygulama bölgesinde hafif bir ağrı hissedilebilir. Bu durum doğaldır ve ağrının birkaç saat içerisinde ya da işlemden sonraki gün geçmesi beklenir. Çok nadir olsa da bazı durumlarda uygulamanın ardından Tyndall etkisi olarak bilinen yüzeysel renk değişimi ve alerjik reaksiyon olasılıkları gelişebilir. Diğer estetik operasyonlara oranla dolgudaki yan etki olasılıkları çok daha düşüktür. Dolgu maddesinin türüne, dolgunun yapıldığı bölgeye ve bu alanın boyutuna bağlı olarak enjekte edilen dolgu 6 aydan 18 aya kadar kalıcılık süresine sahiptir. Kalıcılık süresini yitirmesi halinde yeniden bir enjeksiyon yapılarak dolgunun tazelenmesi mümkündür.
Dolgu Yapılabilecek Bölgeler Nelerdir?
Günümüzde çok yaygın olarak uygulanan ve hem kadın hem de erkek bireyler tarafından tercih edilen dolgu işlemi, vücutta pek çok bölgeye uygulanabilir. Ancak en yaygın kullanım alanı yüz bölgesidir. Kırışıklıklar, yaşlanma etkileri gibi nedenlerle estetik müdahale gereksinimlerinin yoğun karşılaşıldığı yüz bölgesinde küçük bir dolgu enjeksiyonu dahi cildin çok daha genç ve güzel görünmesini sağlayabilir. Dolgu yapılabilecek bölgeler çok çeşitli olmasına karşın en yaygın dolgu bölgeleri şunlardır:
Dudak Dolgusu
Dudaklar, dolgu için en fazla talep gören bölgelerin başında gelmektedir. İnce dudak yapısına sahip olan veya daha dolgun ve belirgin dudaklara sahip olmak isteyen bireylerde hızlı ve basit bir şekilde dudak dolgusu işlemi gerçekleştirilebilir. Alanında uzman hekimler tarafından yapılacak müdahale ile yan etki olasılığı minimuma inerken yüz hatları ile uyumlu doğal dudaklara sahip olabilmek mümkün hale gelir.
Yanak Dolgusu
Özellikle elmacık kemiklerinin belirginleştirilmesi amacıyla sıklıkla tercih edilen dolgu uygulamalarından bir tanesi de yanak dolgusudur. Yüzün yukarı doğru toparlanması ve sarkıklıkların giderilmesinde oldukça etkili olan yanak dolgusu daha genç bir yüz görünümü elde edilmesini sağlar.
Çene Dolgusu
Küçük yapılı, alın ve burun hizasına göre geride kalmış olan çene yapısına sahip bireylerde istenen yüz görünümünün elde edilmesi için çene bölgesine dolgu yapılabilir.
Alın Dolgusu
Kırışıklık ve çizgi oluşumunun en yaygın görüldüğü bölgelerden bir tanesi olan alın bölgesi, dolgunun yaygın olarak tercih edildiği bir diğer alandır. Bu bölgeye gerçekleştirilecek bir dolgu enjeksiyonu ile çizgilerin görünümü ortadan kaldırılarak daha genç bir görünüm elde edilebilir. Kırışıklıkların yaygın görüldüğü kaş ortası alanda da dolgu enjeksiyonu oldukça etkilidir.
Burun Dolgusu
Burun ucunda düşüklük, sarkıklık, burunda simetri bozukluğu ve çöküklük gibi sorunların ortadan kaldırılması için uygun bireylerde burun dolgusu enjeksiyonu tercih edilebilir.
Yüz Dolgusu
Yüzde orantılı, hoş ve genç bir görünüm sağlanabilmesi adına kırışıklık ve sarkıklıkların bulunduğu bölgelere dolgu enjeksiyonu yapılabilir. Birden fazla bölgeye aynı anda dolgu yapılırken dudak ve yanak gibi bazı bölümlerde belirginleştirme yapılması da mümkündür.
Dolgu Türleri Nelerdir?
Dolgu işlemlerinde kullanılabilen birden fazla dolgu maddesi mevcuttur. Bunlar kalıcılık süreleri, sunduğu avantaj ve dezavantajlar açısından birbirinden farklılaşır ve kişinin uygulama bölgesine, yaşına, sağlık durumuna ve istediği kalıcılık süresine göre en uygun dolgu maddesi seçilir. Günümüzde kullanılan 4 temel dolgu maddesi şunlardır:
Hyaluronik asit dolgusu: Kalıcılık süresi 6-18 ay civarında olup yan etki olasılığı en düşük olan dolgu türüdür.
Kalsiyum hidroksiapatit dolgular: Yüzdeki derin boşlukların doldurulması ve yüzün şekillendirilmesi için kalsiyum hidroksiapatit kristalleri kullanılarak yapılan dolgulardır. Kalıcılık süresi yaklaşık bir yıldır.
Sentetik dolgular: Doğal olmayan, kimyasal olarak üretilen dolgu maddeleri kullanılarak yapılan dolgulardır. Kalıcılık süresi daha uzun, ancak yan etki ve alerjik reaksiyon olasılığı nispeten daha yüksek olan dolgu türüdür.
Otolog yağ grefti dolguları: Vücudun farklı bir bölgesinden alınan yağ dokularının uygulama bölgesine enjekte edilmesiyle yapılan dolgulardır. Kalıcılık süresi 12-18 ay aralığındadır.
Dolgu maddesine göre farklılaşan dolgu çeşitlerinin haricinde kalıcılık süresine göre de dolguları sınıflandırmak mümkündür. 6-18 ay kalıcılık süresi bulunan dolgular geçici dolgu, 2-5 yıl kalıcılık süresi bulunan dolgular yarı kalıcı dolgu, tamamen kalıcı olan silikon dolgular ise kalıcı dolgu olarak adlandırılır. Yüz dolgularında kalıcılık süresi uzadıkça yan etki ve alerjik reaksiyon riski arttığından geçici dolgular daha avantajlı seçenekleri oluşturabilir.
Siz de dolgu yaptırmak istiyorsanız alanında hekiminize danışarak muayeneden geçebilir, cilt sorunlarınızın dolgu ile giderilmeye uygun olup olmadığı öğrenerek tedavi seçenekleri hakkında bilgi alabilirsiniz.
Botox nedir ?
Genel adıyla Botox olarak bilinse de aslında Botox, botulinum toksininin ticari ismidir. Botulinum toksini halk arasında yılan zehri olarak bilinir ancak bu yanlış bir bilgidir. Botox, Clostridium Botulinum denen bir bakteriden elde edilen bir toksindir. Bu toksin sinir kas kavşağında etki göstererek kasların kasılmasını engeller bu yolla da kırışıklık tedavisinde etkilidir ve uzun yıllardır dünyada güvenle kullanılmaktadır.
Eğer mimiklerinizi fazla kullanma alışkanlığınız varsa zaman içinde kaslar kasılıp ciltte kırışıklıklar olacaktır. Bu kırışıklıklar dinamik ya da statik olabilir. Dinamik yani hareketle ortaya çıkan kırışıklık botoks ile tedavi edilebilir. Statik yani istirahat pozisyonunda da görülen kırışıklıkta dolgu uygulamaları da gerekmektedir.
Oldukça kısa süren botoks işlemi sıklıkla alın, göz çevresi (kaz ayakları), kaş çatma çizgileri, burun kırışıklıkları (tavşan çizgileri), boyun bantları, dudak etrafı ve çene kırışıklıklarında ayrıca diş gıcırdatma tedavisi, çene inceltme, kaş kaldırma, migren ve terlemeyi önleme amaçlı da kullanılır. Yüzdeki yaşlı ve yorgun ifadeyi alıp daha fresh daha dinç bir görüntüye kavuşmanızı sağlar.
Yaklaşık 10 dakikalık bir işlemdir sadece işlem yapılırken o bölgede hafif yanma hissedebilirsiniz bunu için anestezik kremler kullanılabilir ve hemen sonrasında normal hayatınıza dönebilirsiniz. Botoks etkisi 3.günde başlar 7-10. Günlerde maksimuma ulaşır. Ben hastalarıma ilk 4 saat öne eğilmemelerini, işlem yapılan bölgeyi ovmamalarını, sauna, hamam, havuz, kuaför gibi etkinlikleri kısıtlamalarını ve ilk gece uyku pozisyonuna dikkat etmelerini öneriyorum.
Botoks uygulaması dünyada çok uzun yıllar kullanılmakta ve alanında uzman tecrübeli hekimler tarafından uygulandığında oldukça güvenilir bir uygulamadır.
- Terleme botoksu: özellikle koltuk altı terlemelerinde belli noktalardan yapılan botoks ter bezlerinin çalışmasını kısmen azaltarak terlemeyi azaltır. Aşırı terlemesi olan hastalarda yaklaşık 6 ay boyunca etkili oldukça tatmin edici bir tedavi şeklidir.
- Baby Botoks: Çok küçük dozlarda botoksu tüm yüzde belli derinlikte belli noktalara yaparak ciltteki küçük kırışıkları hedeflediğimiz tedavi şeklidir.
- Mezobotoks: Gençlik aşısı, Hyalüronik asit, Somon DNA gibi mezoterapi ürünleri ile çok küçük dozlardaki botoxu karıştırarak tüm yüzde belli derinlikte ve belli noktalara yaptığımızciltteki ince kırışıklıkları tedavi etmekle birlikte ciltte yenilenmeyi uyaran, cilde nem veren, daha canlı daha taze bir cilde kavuşmamızı sağlayan bir tedavi şeklidir.
- Tiyatrocu Botoksu: Eskiden popüler olan yüksek dozda yapılan ve tüm mimikleri kaybettiren botoks uygulaması yerine daha küçük dozlarda yaparak sadece kırışıklıkları azaltıp mimikleri tamamen kaybetmediğimiz o yüzden tiyatrocu botoksu olarak adlandırdığımız uygulama şeklidir.
- Migren Botoksu: Migren hastalarında tetik noktalarına yapılan botoksun uygun hastalarda atak sıklığını ve şiddetini azalttığı gösterilmiştir. Genellikle baş ve boyun bölgesinde 31 tetik noktasına küçük dozlarda yapılmakta ve hemen sonrasında normal yaşantımıza dönebilmekteyiz.
